Televizyon’un yetiÅŸtirdiÄŸi bir nesil olarak görsel basın bize ne sunarsa onu doÄŸru olarak kabul ediyoruz. Toplum olarak o kadar baÄŸlanmışız ki, bize ne gösterilirse sorgulamadan hayatımıza dahil ediyoruz. Bunun en basit örneÄŸi siyasi kavgalar.
Milletvekili maaşı söz konusu olduğunda oy birliği ile maaşlarını artırmayı, mecliste veya dışarda, halkın görmediği yerlerde kahkahalar eşliğinde sohbet etmeyi iyi bilenler, meydanlarda yaptıkları konuşmalarla Sağ-Sol, Laik-Antilaik, Türk-Kürt diyerek milleti kamplara bölmeyi ve bundan beslenmeyi de çok iyi biliyorlar. Görülmektedir ki bu çatışma ortamını sağlayanlar siyasiler, ekranlara ve gazetelere pompalayan medyadır. Medya her türlü kargaşayı, gerginliği izleyicisine aktarır fakat iş farklı görüşlerde olduğu söylenen insanların beraber katıldıkları toplantılara, sohbetlere gelince bunu halka yansıtmaz, yansıtamaz. Çünkü medya gerginlikten,sıkıntıdan beslenmektedir.
Bir tv programcısı günlerce terör karşıtı yayınlar yapabilmekte buna rağmen terör örgütü yandaşlarıyla da samimi olabilmekte ve hatta özel hayatında da görüşebilmektedir. Medyanın desteklediği bir şarkıcı, hem terör örgütü yandaşlarına hem de ülkemizin güzel insanlarına konserler verebilmekte ve buralardan kazandığı paraları çatır çatır yiyebilmektedir. Şu an hapishanede olan, zamanında mitingler düzenlemiş, bir cemaate açıkça düşmanlığını belli etmiş tv programcısı, yıllar önce o cemaatin lideri ile yaptığı röportajda cemaat liderinin karşısında el pençe divan durabilmiştir. O cemaat lideri ise yıllardır, Müslümanların en büyük düşmanı Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayabilmektedir. İslami çizgisiyle bilinen yazılı ve görsel medya daha yargı sonucu kesinleşmeyen bir davada kişiler hakkında kesin hüküm verebilmektedirler.(Kesin yargı sonucu olmadan karar vermek iftiraya girmez mi? İftira haramdı hani?) Diğer bir medya grubu da yine aynı dava yüzünden içeri alınanları savunabilmekte ve suçsuz oldukları yönünde propaganda yapabilmektedir.
Halkını seven bir lider olan Venezuela devlet baÅŸkanı Hugo Chavez’e karşı 2002 yılında bir ayaklanma gerçekleÅŸtirildi. CIA tarafından satın alınmış medya halkı Chavez’e karşı darbe yapmak için kışkırttı fakat Chavez’in halkı, oyuna gelmeyerek dik duran liderine sahip çıktı. Chavez bu darbe giriÅŸiminden güçlenerek çıktı.
Konuyu toparlayacak olursak; Medya, istediÄŸini vezir, istediÄŸini rezil edebilecek bir tehdit unsurudur. DeÄŸersiz insanlara deÄŸer verebilen, deÄŸerli insanları ise yerin dibine sokabilecek bir güç unsurudur. Neredeyse her evde bulunan görüntülü kutu sayesinde Türkiye’nin her bireyine seslenmekte ve istediÄŸi ÅŸekilde yönlendirmektedir. Kendi çıkarları uÄŸruna her türlü deÄŸere saldırabilmekte, etik olmayanlara ise sahip çıkabilmektedir. Medya’nın bu gücü her zaman çıkar odaklarının iÅŸtahını kabartmaktadır. Parası olan istediÄŸi ÅŸekilde medyadan faydalanabilmektedir! Olmayan bir olayı oldu gibi gösterip, milleti fikir ayrılıklarına düşürüp güzel ülkemizi sonu gelmez tartışmalara sürüklemektedir.
Halk’ın önünde azılı düşmanlar, normal hayatta dostturlar! Haberler kin, ayrılık, nefret, üzüntü, umutsuzluk aşılamaktadır! Diziler, kadın programları, magazin programları, futbol tartışmaları sanal uyuÅŸturuculardır!
Yazılı ve görsel medya’ya gözü kapalı güvenmemek lazım. Günümüzün medyası istihbarat örgütlerinin rahatlıkla cirit atabileceÄŸi bir kurum haline gelmiÅŸtir . Bu çarpıklığı daha iyi anlayabilmek için daha çok kitap okumak gerekli. İnsanlarla daha çok yüz yüze görüşmeye çalışılmalı, sohbetler edilmelidir. Televizyonlardan mümkün olabildiÄŸince uzak durulmalıdır! İlla ki gündemi takip etmek, haberler okunmak istenirse internette bulunan haber sitelerinin daha faydalı olacağı düşüncesindeyim. En azından farklı bilgileri alıp tahlil edebilirsiniz.
Alp Erkin – 2009